Mentalite

“Buna Kim İnanır?” Hikayesi: Çok Bilenin Ağır Maliyeti

29.01.2026 SMMM Olcay ÇAKAN

“Buna Kim İnanır?” Hikayesi: Çok Bilenin Ağır Maliyeti Ticari hayatta en tehlikeli insan tipi kimdir biliyor musunuz? Dolandırıcılar mı? Hayır, onlar niyetini belli eder. En tehlikelisi; yarı cahil ama tam özgüvenli olan o “Çok Bilen Abi”lerdir.

Hani her sanayi sitesinde, her plaza kafesinde, her arkadaş ortamında mutlaka bir tane vardır. Mali Müşavir değildir, Avukat değildir, Gümrükçü değildir ama maşallah her konunun profesörüdür.

Geçenlerde ofisimize, başı ellerinin arasında, yüzü kireç gibi olmuş bir mükellef adayı geldi. Oturdu, bir bardak suyu titreyerek içti ve “Yandım üstat, beni kurtar” dedi.

Hikayesini dinleyince aklımıza o cevabını herkesin bildiği meşhur soru geldi: “Buna kim inanır?” Cevap acıydı: Maalesef, işin ehli olmayanların sözüne güvenenler inanır.

Eğer okumadıysanız bu yazımızı da tavsiye ederiz. Harika bir iş modeli

Sahne 1: “Sen O Vergiyi Neden Ödüyorsun ki?”

Kahramanımız (mağdur esnaf), işini düzgün yapmaya çalışan, kendi halinde bir işletmeci. Bir gün bir yemekte, o “Çok Bilen Abi” ile yan yana geliyor. Bizim esnaf dertli, “Bu ay KDV, Stopaj derken nakit sıkıştı” diyor.

Çok Bilen Abi hemen sazı eline alıyor: “Ohoo, kardeşim sen keriz misin? (Tabirimi mazur görün). Kim ödüyor bu devirde o kadar vergiyi? Bak ben sana bir yol göstereyim, benim bir tanıdık var, şirket arabasını halasının üstüne yapıyor, benzini şirketten düşüyor, market alışverişini gider yazıyor, bir kuruş vergi çıkmıyor. Sen muhasebecini dinleme, onlar korkak olur. Dediklerimi yap, gerisine karışma.”

Adam öyle bir kendinden emin konuşuyor ki, sanırsınız Vergi Usul Kanunu’nu o yazmış.

Sahne 2: Özgüvenin Zirvesi, Bilginin Dibi

Bizim esnaf, “Adam bu kadar emin konuşuyorsa bir bildiği vardır” diyor. Ne de olsa karşısındaki adam lüks arabaya biniyor, pahalı saat takıyor. “Demek ki işi çözmüş” diye düşünüyor.

O günden sonra esnafımız, o sahte uzmanın verdiği akılla;

  • Alakasız harcamaları gider yazmaya başlıyor.

  • Kasadan hesapsız para çekiyor.

  • Naylon fatura (sahte belge) riskine giren işlemler yapıyor.

Mali Müşaviri uyarıyor: “Yapma beyefendi, bu kanuna aykırı, cezası ağır olur.” Esnafımız cevap veriyor: “Ya üstat sen de çok karamsarsın, millet neler yapıyor, buna kim inanır? Bir şey olmaz!”

Sahne 3: Müfettiş Kapıyı Çalınca

Aradan bir yıl geçiyor. Bir sabah dükkanın kapısında Vergi Müfettişleri beliriyor. “Şu hesapları bir inceleyelim” diyorlar.

Sonuç? O “Bir şey olmaz” denilen her işlem için;

  • Vergi Ziyaı Cezası,

  • Özel Usulsüzlük Cezası,

  • Gecikme Faizleri…

Rakam, esnafın o yıl kazandığı paranın üç katı. İflasın eşiği.

Final: Özür Dilemeyen “Uzman”

Esnafımız kan beynine sıçramış halde soluğu o “Çok Bilen Abi”nin yanında alıyor. “Abi hani bir şey olmazdı? Hani herkes yapıyordu? Ocağım söndü, dünya kadar ceza geldi!” diye bağırıyor.

Bekliyorsunuz ki o adam desin: “Kardeşim kusura bakma, ben yanlış biliyormuşum, özür dilerim.” Nerdeee…

Adamın cevabı şu: “Ya kardeşim senin şanssızlığın. Yoksa sistem doğru. O gelen müfettiş işi bilmiyordur, yanlış yorumlamıştır. Sen itiraz et, benim dediğim doğru. Bu ülkede kanunları uygulamayı bilmiyorlar!”

Hala haklı! Hala burnundan kıl aldırmıyor. Adamın başını yakmış, ocağını söndürmüş ama egosundan gram taviz vermiyor.

Mental Ders: İşi Ehline Verin

Değerli dostlar, ticari hayat “Kadir İnanır” filmi değildir. Sonunda esas oğlanın gelip sizi kurtardığı senaryolar sadece Yeşilçam’da olur.

Mevzuat, “Bana öyle dediler” mazeretini kabul etmez. İmza sizinse, ceza da sizindir.

  • Hukuk işini Avukata,

  • Hastalığı Doktora,

  • Vergiyi ve Maliyeyi Mali Müşavire sorun.

O masalarda yüksek sesle konuşup ahkam kesenlere, “Ben hallederim” diyenlere inanmayın. Onların sermayesi kuru gürültüdür, bedelini ise siz ödersiniz.

Unutmayın; yanlış hesap Bağdat’tan, yanlış mali tavsiye ise Mental SCP‘den döner. Siz yol yakınken doğrusunu öğrenin.